Türk futbolseverlerin kalbi, 2002’de Güney Kore ve Japonya’da yaşanan o muazzam dünya üçüncülüğünden bu yana ilk kez bu kadar hızlı çarpıyor. Tam 24 yıl sonra, “Bizim Çocuklar” yeniden dünyanın en büyük futbol sahnesine çıkmaya hazırlanıyor. Mart 2026’da Priştine’de oynanan tarihi play-off finalinde Kerem Aktürkoğlu’nun ayağından gelen o altın gol, sadece bir galibiyet değil, çeyrek asırlık bir özlemin bitiş düdüğüydü. Şimdi rotamız Kuzey Amerika! 11 Haziran 2026’da başlayacak olan dev organizasyonda ay-yıldızlı ekibimiz D Grubu’nda ev sahibi ABD, dirençli Paraguay ve fizik gücü yüksek Avustralya ile kozlarını paylaşacak.
D Grubu Dinamikleri ve Maç Programı
Aralık 2025’te Washington’da çekilen kuralar sonucunda Türkiye, turnuvanın en dengeli ama bir o kadar da sürprizlere açık gruplarından birine düştü. D Grubu maçları ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin batı kıyıları ve Kanada’nın Vancouver şehrinde oynanacak. Yeni format gereği 48 takımın mücadele edeceği turnuvada, grubunu ilk iki sırada bitirenler ile en iyi sekiz grup üçüncüsü bir üst tura adını yazdıracak.
Milli Takımımızın maç takvimi Türkiye saatiyle (TSİ) sabahın erken saatlerine denk gelse de, milyonların ekran başında olacağı kesin:
- 14 Haziran 2026: Türkiye – Avustralya (Vancouver, BC Place) – TSİ 07.00
- 20 Haziran 2026: Türkiye – Paraguay (Santa Clara, Levi’s Stadium) – TSİ 06.00
- 26 Haziran 2026: Türkiye – ABD (Inglewood, SoFi Stadium) – TSİ 05.00
Grup liderliği için en büyük rakibimiz kuşkusuz ev sahibi avantajına sahip olan ABD. Ancak Paraguay’ın Güney Amerika elemelerindeki katı savunması ve Avustralya’nın disiplinli oyun yapısı, her maçı adeta bir final havasına sokacak. İstatistiksel tahminler ABD’nin gruptan çıkma şansını %65, Türkiye’nin ise %55 olarak gösteriyor.
Bizim Çocuklar: Montella Yönetiminde Yıldızlar Geçidi
Vincenzo Montella önderliğindeki A Milli Takımımız, belki de tarihinin en yetenekli ve Avrupa deneyimi en yüksek jenerasyonlarından birine sahip. Kadronun derinliği ve oyuncuların form grafiği, taraftarlara 2002 ruhunu yeniden canlandırma umudu veriyor. İşte turnuvada gözlerin üzerinde olacağı kilit isimlerimiz:
Kalede Güven ve Orta Sahada Liderlik
Kalede, Galatasaray’a rekor bonservis bedeliyle transfer olan Uğurcan Çakır, tecrübesiyle savunmanın en büyük güvencesi olacak. Orta sahanın kalbinde ise Inter formasıyla İtalya’yı sallayan kaptan Hakan Çalhanoğlu yer alıyor. Hakan’ın duran top ustalığı ve oyunu yönlendirme kabiliyeti, kapalı savunmaları açmada en büyük silahımız olacak.
Real Madrid ve Juventus’un Genç Yıldızları
Dünyanın konuştuğu iki genç yeteneğimiz, Arda Güler ve Kenan Yıldız, bu turnuvanın en çok merak edilen isimleri arasında. Real Madrid’de harikalar yaratan Arda, vizyonu ve bitirici paslarıyla hücum organizasyonlarımızın beyni olacak. Juventus’un 10 numarasını sırtına geçiren Kenan Yıldız ise hızı ve dripling yeteneğiyle kanatlarda rakiplerin korkulu rüyası haline gelecek.
Ayrıca Benfica’da kendini bulan Orkun Kökçü, Premier Lig’de Brighton formasıyla parlayan Ferdi Kadıoğlu ve milli takımın gol yollarındaki en büyük umudu Kerem Aktürkoğlu, kadronun omurgasını oluşturuyor. Bu geniş ve kaliteli kadro, Montella’nın elini bir hayli güçlendiriyor.
Rakiplerimizi Tanıyalım: Pulisic, Almiron ve Irvine
D Grubu’ndaki rakiplerimiz de hafife alınmayacak kadar güçlü ve formda oyunculardan kurulu. ABD, kendi evinde oynamanın motivasyonuyla turnuvaya iddialı giriyor. Takımın yıldızı AC Milan forması giyen Christian Pulisic, hızı ve gol sezgisiyle dikkat çekiyor. Orta sahada Weston McKennie ve Tyler Adams gibi fizik gücü yüksek oyuncular, oyunun kontrolünü elde tutmaya çalışacak.
Paraguay ise tipik bir Güney Amerika savunma takımı. Newcastle United ile Premier Lig’de fırtınalar estiren Miguel Almiron, takımın en büyük hücum kozu. Paraguay’ın katı savunma bloğunu aşmak, Arda ve Kenan gibi yaratıcı oyuncularımızın hünerine bakacak. Avustralya ise Jackson Irvine liderliğinde fiziksel bir oyun tercih ediyor. Özellikle duran toplarda Harry Souttar gibi uzun boylu oyuncularıyla etkili olmaya çalışacaklar.
2002 Ruhu Amerika Kıtasına Taşınıyor
Türkiye’nin Dünya Kupası geçmişi az ama öz başarılarla dolu. 1954’te başlayan, 2002’de zirve yapan bu yolculukta halkımızın beklentisi her zaman yüksek. 2002’deki üçüncülük maçında Hakan Şükür’ün 11. saniyede attığı gol veya İlhan Mansız’ın Senegal’e attığı altın gol hala hafızalardaki yerini koruyor. 24 yıl sonra, yeni bir jenerasyon kendi efsanesini yazmak için yola çıkıyor.
İtalyan teknik adam Montella, takıma modern bir oyun anlayışı yerleştirirken aynı zamanda Türk futbolunun hırslı yapısını da korumayı başardı. Elemelerde İspanya ve Gürcistan gibi takımlara karşı sergilenen direnç, Dünya Kupası’ndaki başarının habercisi niteliğinde. Bizim Çocuklar için ilk hedef gruptan çıkmak olsa da, taraftarların gönlünde yatan asıl aslan, 2002’deki gibi bir yarı final yürüyüşü.
Gerek ABD’deki yoğun Türk nüfusu gerekse Türkiye’den gidecek binlerce taraftar, SoFi Stadium ve BC Place gibi arenaları adeta birer “küçük İstanbul” haline getirecektir. Kaptan Hakan Çalhanoğlu’nun da belirttiği gibi: “Bu sadece bizim değil, tüm Türkiye’nin hayali.” 2026 yazı, Türk futbolu için yeni bir milat olmaya aday.
